Yok Yok Kim Söylüyor? – Gündelik Hayatta “Kim Söylüyor?” Sorusu Üzerine Mizahi Bir Bakış
İzmir’in sıcak sokaklarında, arkadaşlarımın arasında, bir şarkı açıldığında ya da sosyal medyada bir akım başladığında, hep aynı şey olur: “Yok yok kim söylüyor?” sorusu. Bunu soran kişi genellikle ben olurum, çünkü ben “kendi gibi” olmayı çok seven, bazen biraz fazla kafa yoran ama çoğunlukla esprili biriyim. Bazen etrafımdakiler ne demek istediğimi anlamaz, bazen ise herkes bir anda tartışmaya başlar: “Ya gerçekten kim söylüyor?”
Hayatımda sayısız kere bu soruyu sordum. Ve her seferinde, hem etrafımdaki insanların gözlerindeki “bu çocuk ne diyor?” bakışlarını, hem de benim içimdeki “ya bu sorunun cevabını nasıl bulacağım?” çelişkisini yaşadım. Ama bir şekilde her defasında, birinin sonradan “Ya senin gibi düşünmüyor muyum? Yok yok kim söylüyor?” diyerek gülüp geçmesini sağladım. İşte tam burada, gündelik hayatın komik, absürd ama bir o kadar da anlamlı olan anlarını “Yok yok kim söylüyor?” sorusu üzerinden tartışmak istiyorum.
“Yok Yok Kim Söylüyor?” – Sorunun Gerçek Cevabı
Hadi baştan netleştirelim, “Yok yok kim söylüyor?” sorusu aslında sadece bir soru değil. O, bir halet-i ruhiyenin, bir içsel çatışmanın da dışa vurumudur. Çünkü her zaman “kim söylüyor?” diye sormamızın sebebi, aslında o şarkıyı, o sözü, o durumu kimin ortaya koyduğunu merak etmek değil. Sadece o anki kaybolmuşluğumuzu, o anki boşluk hissimizi başkasının sözlerinde bulmaya çalışıyoruz.
Örnek verelim, mesela bir arkadaşım bir şarkıyı açar ve “Bu şarkıyı seviyorum ya, çok güzel!” der. Ben hemen atlarım: “Yok yok kim söylüyor? Şu an kimin şarkısı bu?” Gerçekten birisi ne söylediği değil, kim söylediğiyle ilgileniyor. Arkadaşım bu durumda benimle dalga geçmeye başlar, ama yine de cevap verir: “Ya, işte şu adam, geçtiğimiz yaz konser verdi ya…” O an aslında hepimiz aynı şeyleri hissediyoruz ama kimse bunu bir soru halinde dışa vurmak istemez. Benim içimdeki “Kim söylüyor?” sorusu, “Kimse bunun farkında değil, benden başka kimse bu şarkıyı hiç dinlemedi mi?” sorusuna dönüşür.
Sadece “Kim Söylüyor?” Demek Yetmiyor
Bir şarkının ya da bir söylemin anlamlı olması için bir kişiye ait olması gerektiğini düşündüğümüzde, aslında tam anlamıyla “Kim söylüyor?” sorusunun cevabını almak istemiyoruz. Belki de asıl mesele, kimsenin o an için tam olarak ne düşündüğünü bilmemek. Yani o anki hislerin, bu şarkıyla ne kadar örtüştüğünü bilmek, insanın bir şekilde kendi kimliğini de inşa etmesine yardımcı oluyor.
Mesela, arkadaşım yine “Yok yok kim söylüyor?” dediğinde ben de cevap veririm: “Bilmiyorum, ama bir dakika dur!” Gidip interneti karıştırarak, şarkının kimin söylediğini bulurum. Ama esas soru şu: Bunu neden yapıyorum? Bu bilgi hayatımı değiştirecek mi? Cevap tabii ki hayır. Ama bir şekilde o anki içsel huzursuzluğumu ancak şarkıyı kimin söylediğini öğrenerek yatıştırabiliyorum.
İç Ses: “Ağır Abla, Bu Hadi Bilgiyi Öğren, Sonra Ne Olacak?”
“Ağır abla, bu hadi bilgiyi öğren, sonra ne olacak? Sadece şarkıyı dinle, eğlen!”
İç sesim bana hep böyle der. Ama ben duramam, sürekli kafa yorarım. Bir şarkıyı dinlerken bile kim söylüyor, kim bu şarkıcının kimliği, hangi albümde bu şarkı var? Bazen bir saat boyunca şarkının ardındaki tüm tarihsel süreçlere kadar gidiyorum. Tabii arkadaşlarım bazen bana bakıp “Ne oluyor lan?” der, ben ise hala “Bunu öğrenmeliyim, ciddi bir şey bu” diyerek devam ederim.
İzmir’de, sıcak yaz akşamlarında kafede otururken bile, bir arkadaşım yeni bir şarkı açar ve “Yok yok kim söylüyor?” diye sorar. O sırada başka bir arkadaşım da “Kimse dinlemesin, biz bulalım!” diye atlar. Ve bir anda herkes telefonuna sarılır, birisi “Google’a yazdım, o da kim?” diyerek gülmeye başlar. Bizim gibilerin, sürekli olarak “Yok yok kim söylüyor?” diye sorması aslında bir tür oyun halini alır. O an hepimiz “Kim söylüyor?” sorusunun cevabını öğrenmeye çalışırken, kimse unutmaz: O şarkının tek amacı, sadece ruhumuzu biraz daha hafifletmektir.
Kim Söylüyor, Kim Dinliyor?
Bir başka bakış açısı da, bu sorunun aslında hayatımızın her alanına nasıl sirayet ettiğidir. Örneğin sosyal medyada herkes bir şeyler paylaşır, yeni bir trend başlar ve herkes “Yok yok kim söylüyor?” diye sormaya başlar. Kimi zaman bir meme, kimi zaman bir şarkı, kimi zaman da bir video… Hepsinde aynı soruyu sormak zorunda kalıyoruz: “Kim söyledi, kim yaptı?”
Diyelim ki bir arkadaşım sosyal medyada yeni bir video paylaşıyor ve altına yazıyor: “İzleyin, çok eğlenceli!” Tam gözlerimin içine bakarak hemen cevap veriyorum: “Yok yok kim söylüyor?” Kendisini gülerek atlatıyor, ama içimdeki huzursuzluk devam ediyor. Bunu neden soruyorum? Çünkü bir anlam arayışım var. Her şeyin bir adı var ve ben o adı bilmeliyim, çünkü anlam bulabilmem için sadece bu lazım.
Ya Biz Kimiz?
Sonuçta, her şarkının ya da söylemin bir sahibi vardır ama biz, hep bu sahipleri sorgulayanlar olarak kalıyoruz. İzmir’de bir kafede, arkadaşlarımızla bir araya gelip, “Yok yok kim söylüyor?” diye gülerek sorduğumuzda, aslında hepimiz bir yandan kaybolmuş hissediyoruz. Kimse tam olarak ne yaptığının farkında değil, ama bir şekilde hepimizin hayatına dokunan, sesini duymadığımız ama anlamını hissettiğimiz o şarkılar var.
İçimdeki ses hep aynı: “Yok yok kim söylüyor?” Bu soruyu sorarak bir şeyler öğrenmeye çalışıyoruz, ama belki de gerçekte her şeyin anlamını bulmaya çalışmak bir tür boşluk doldurma çabası. Bazen hepimiz kaybolmuş hissederiz. Ama ne olursa olsun, bu kaybolmuşluk, bu küçük huzursuzluk, belki de hayatı anlamlı kılan tek şeydir.
Sonuç olarak, “Yok yok kim söylüyor?” sorusunun cevabını bulmamıza gerek yok. Çünkü bu soruyu sormak, aslında kendi içsel yolculuğumuzun bir parçası, kim söylediğinden çok, o şarkıyı dinlerken hissettiklerimiz önemli.