Hep Yek 6 Hangi Kanalda? Bir Kayseri Akşamında Yalnızlık ve Umut
Günlerden salıydı. Kayseri’nin o kadar tipik olan o serin akşamlarından biriydi. Biraz rüzgar, biraz soğuk hava, biraz da içimi burkan nostaljik bir hüzün vardı. Yalnızdım. Tam olarak yalnızlık değil belki, daha çok bir eksiklik hissi… Ama bir şeyler bekliyordum. Ne olduğunu bilmiyordum, ama bekliyordum.
Bütün gün sabahın erken saatlerinden itibaren gündelik işlerimi yaptım, biraz da arkadaşlarla buluştum. Konuştuk, güldük ama bir eksiklik vardı hep. Bir şeyler beni burkulmuş hissettiriyordu. O kadar garip bir duyguydu ki, yaşadığım küçük şehri ve her köşesini biliyor olmama rağmen, bir şekilde dünyadan kopmuş gibiydim. Ve o sırada fark ettim ki; hayatımda tek bir şey kalmıştı beni o an bağlı tutan: televizyon.
Evet, biraz komik belki, ama son zamanlarda evde yalnızken izlediğim her şeye fazlasıyla takılıyorum. “Hep Yek 6 hangi kanalda?” sorusu, o akşam her şeyin dönmesini sağladı. Sadece bir soru… Ama o kadar değerliydi ki… Sadece o akşamı değil, geçmişi de aklıma getirdi. Çünkü Hep Yek benim hayatımda bir dönüm noktasıydı, bir kayıp anıydı.
—
Hep Yek ve Geçmişin Anıları
Bir zamanlar, belki beş yıl önce, hep arkadaşlarım ve ben Hep Yek’in yeni bölümünü izlemek için sabahlara kadar beklerdik. Kayseri’deki o eski mahallemizde, her akşam, o küçük odada, belki de birbirimizi tanımadığımız ama aynı diziye âşık olan bir grup insan gibi hissediyorduk. Hep Yek, o dönemin her şeyi gibiydi. Gülmek, eğlenmek ve sırf o birkaç saatliğine dünyadan kopmak için tek sebebimizdi.
O akşamlar, hem komik hem de dramatikti. Genellikle kısıtlı zamanlarda, herkesin bir şekilde bir araya gelmesi, o büyük heyecanı paylaşması oldukça nadirdi. Bir grup genç, o küçücük odada, bilgisayarların başında; bazen diziyi baştan başlatıp tekrar izler, bazen de kaybolan o neşeyi bulmaya çalışırdık. Hep Yek’in karakterleri o kadar gerçekti ki, onlarla birlikte güldüğümüzde bir an için bütün dünya kaybolurdu.
O zamanlar, her bölümde, her yeni şakada kaybolduğumuzu hissediyordum. İnsanın hayatında bazen sadece küçük şeyler vardır ve bu küçük şeylerin içinde büyüyen anlamlar vardır. Hep Yek, bu anlamlardan biriydi. Ancak şimdi, o anılar bir nebze olsun sönmüş gibiydi. Belki de o zamanlar her şey daha renkli, daha canlıydı. Şimdi, o eski akşamlar birer gölge gibi, geçmişin derinliklerinde kaybolmuştu.
—
“Hep Yek 6 Hangi Kanalda?”
Kafamda bu soruyla televizyonun karşısına geçtim. O eski heyecan yoktu, ama bir şekilde bir şeyler izlemek istiyordum. Kanal ararken o eski duygular yeniden canlandı. Bir tıkla kaybolan neşenin, bir tıkla kaybolan zamanın içinde buluştuğu bir yerdi orası. Nerede, hangi kanalda olduğunu bulamadım. Aradım, bulamadım, kayboldum. O kadar hüzünlüydü ki, bir anda her şeyin eskisi gibi olmayacağını fark ettim.
Telefonumu aldım, birkaç arkadaşıma mesaj attım: “Hep Yek 6 hangi kanalda? Ne oldu, bitti mi?” Yanıt alamadım. İçim daha da kararmıştı. Kimse beni anlamıyordu sanki. Bir şey kaybolmuştu ama ne olduğunu bile bilmiyordum. Belki de geçmişin izleri çok silikti, çok uzağımda.
O an içimde bir boşluk oluştu, belki de kaybolan o zamanların kaybıydı bu. Belki de yaşadığım bu kayboluş, yıllardır alıştığım o hayatın içindeki bir çöküştü. Ama bir şey vardı; hep bir umut, bir beklenti, belki bir yanlışlıkla bulacağım o eski duygular vardı.
—
O Anların Ardında Kalmak: “Hep Yek” ve Ben
O akşam ekranın başında geçen dakikalar, aslında bir şekilde hepimizin yıllardır aynı yerlerde dönüp dolaştığını gösteriyordu. Hep bir şeyler arıyoruz, kaybolan zamanları, kaybolan duyguları… Oysa belki de hayat dediğimiz şey tam burada, o kaybolan, giden her şeyin arasında gizlidir.
Her şeyi tekrar yaşamak, her şeyi tekrar hissetmek istiyorum. Ama o eski odaya geri dönmek mümkün değil. Her şey değişti. Duygular değişti, insanlar değişti, belki de en çok ben değiştim. Hep Yek 6’yı bulamamak, aslında kaybolmuş olan geçmişi yeniden bulamamaktır. Ama yine de, o kaybolmuşluğu fark etmek, ne kadar zaman geçmiş olursa olsun, ne kadar silikleşse de, geçmişin bir parçası olduğumuzu anlamak…
Evet, o akşamda olduğu gibi, belki hepimiz farklı yerlerdeyiz. Ama yine de hep bir yerlerde, bir şekilde, aynı duyguyu paylaşıyoruz. Aradığımız şey de belki tam olarak bu: kaybolmuş ama hala aranan bir şeyin, bir hissetmenin peşinden gitmek. O yüzden de her ne kadar zor olsa da, bir şekilde yeniden bulacağım diyorum içimden. Hep Yek 6 hangi kanalda olursa olsun, bir şekilde bulacağım. Çünkü bir zamanlar o anıları, o duyguları yaşamış olmak, yeniden onlara tutunmak, her şeyin kaybolmuş olmasına rağmen yeniden başlamaya değer.
—
Son Söz: Bir Ümit, Bir Umut
Zaman geçiyor, insanlar değişiyor. Ama ben hala aynı duyguları hissediyorum. O eski akşamları hatırladıkça, içimde bir kıpırtı oluyor. Hep Yek, eski zamanlar, eski arkadaşlar… Belki de kaybolmuş her şey bir şekilde hayatımıza geri gelir. Ne olursa olsun, belki de yaşamayı hatırlayabilmek, geçmişin duygularını yeniden hissedebilmek için bir umut yeter. O umutla, bir sonraki “Hep Yek 6 hangi kanalda?” sorusu bir sonraki duygusal kayboluşumuza vesile olur. Ama bir şey kesin: geçmiş, her zaman bir şekilde geri gelir.