Düzey 1 Otizm Nedir? Hayatın İçinden Komik Bir Bakış
İzmir’de yaşayan, 25 yaşında bir genç yetişkin olarak, bazen hayatın ne kadar karmaşık ve tuhaf olabileceğini düşünüyorum. Hele bir de insanın kendisini tanımaya başladığı o “yetişkinlik” döneminde, her şeyin biraz daha fazla derinleştiğini fark ediyorum. Mesela, bir otobüste “niye hep benden bahsediyorsunuz?” diye sormak istiyorum ama o zaman herkesin kafasında deli muamelesi yapacaklarını biliyorum. O yüzden sadece başımı eğip, cep telefonumla ilgileniyorum. Ancak, bunu yaparken de ne yapmam gerektiğine dair sürekli iç sesimle tartışıyorum: “Bu kadar insan neden birbiriyle konuşuyor, ya birisi yabancı dilde bir şey söylese ve ben anlamasam?”
Evet, evet, ben bu tür şeylere takılan biri olabilirim, ama en azından şunu kesin söyleyebilirim: Bazen hayatın sıradan anları, düşündüğümüzden çok daha büyük bir anlam taşıyor olabilir.
Düzey 1 Otizm ve Benim Dünyam
Şimdi, başlıkta da belirttiğimiz gibi, “Düzey 1 otizm nedir?” konusuna gelelim. Benim gibi sürekli düşündüğünü sanan ama zaman zaman “yavaş” hareket eden biri için, bu kavram çok yabancı değil. Düzey 1 otizm, aslında otizm spektrum bozukluklarının en hafif şekli. Yani, insanlar bunu, “O kişi konuşmuyor, başka dünyalarda yaşıyor, birader!” diye yanlış anlayabiliyor, ama durum pek öyle değil. Düzey 1 otizmdeki kişiler, bir şekilde sosyal ilişkilerde, iletişimde ya da diğer insanlarla bağlantı kurmada zorlanabiliyorlar.
Benim durumuma gelirsek… İşte, bu tür şeylere takılma merakım tam da bu yüzden. Çünkü, insan bazen hayatındaki en basit durumları bile en karmaşık şekilde yorumlayabiliyor. Otizm spektrumunda “düzey 1” olan birinin dünyaya nasıl baktığını biraz daha iyi anlamak için, bunun sıradan bir gencin gözlerinden nasıl göründüğüne bakmak gerek. Ama bunu mizahi bir bakış açısıyla yapalım, hem de asla kimseyi küçümsemeden. Sonuçta, ben de bir insanım!
Sosyal Durumlar ve Kafamdaki Fırtına
Bir gün arkadaş grubumla kafede oturuyordum. Sohbet gayet normal ilerliyordu. Herkesin konuşmasına dahil oluyorum, espriler yapıyorum falan, ama birdenbire… Durum değişti. Biri “Ya, çok felsefi bir soru soracağım şimdi. Bir insanın mutluluğu ne demek?” dedi. İçimden şöyle geçirdim: “Eyvah, şimdi ne yapacağım?”
Tabii, içimden bu düşünceler geçerken dışarıda bir espri patlatıp, ortamı rahatlatmaya çalışıyorum. Ama o kadar karışık bir durumdayım ki, ne söylesem yanlış olacak gibi hissediyorum. Ne de olsa, dışarıdan bakınca sosyal olarak normal olan biri, içsel olarak her şeyin çok fazla analiz edilmesinden rahatsız olabilir. Sonuçta, ben de sürekli bu konuda düşüncelerimi analiz etmek zorunda kalıyorum.
İşte bu noktada “Düzey 1 otizm nedir?” sorusu tekrar kafama geliyor. Herkesin iletişime geçiş şekli farklıdır. Bazı insanlar rahatça sohbet ederken, bazıları için bu çok daha zorlayıcı olabilir. Düzey 1 otizmdeki kişiler, günlük yaşantılarında sosyal etkileşimleri yönetme konusunda zorluk yaşayabiliyorlar, fakat bu onların tamamen sessiz oldukları anlamına gelmiyor. Onlar da espri yapabiliyor, sosyalleşebiliyor ama bir şekilde bazı anlarda yoğun şekilde düşüncelerle boğulabiliyorlar.
Bir İç Sesim: “Hadi, şimdi şunu yapma!”
Bir gün yine arkadaşlarla dışarıdaydık. Biri bana, “Ya, sen hiç sessiz durmazsın! Hep bir şeyler konuşuyorsun, espri yapıyorsun, çok eğlencelisin,” dedi. Ben de içimden şöyle düşündüm: “Evet, ama bazen ben de kafamda bir ton şeyle boğuluyorum ve ne söyleyeceğimi bilemiyorum!” Ama tabii ki bunu dile getiremedim, çünkü çok fazla düşünüp de bir şey dememek, sonra o suskunlukla ilgili içimde bir sürü sesin yankı yapmasına yol açıyordu.
Bazen de sosyal bir ortama girdiğimde, o kadar çok şey düşünüyorum ki, kimse bir şey söylemeden önce bir ton alternatif senaryo kafamda canlanıyor. “Hadi, bu espriyi yapma, yoksa garip olur. Ama ya birisi tam senin istediğin gibi yanıt verirse?” Bu kadar çok düşünmek, bazen insanı gereksiz yere geriyor. O yüzden bir noktada, sadece sakinleşip, olanı olduğu gibi kabul etmeye çalışıyorum. Bunu yapmaya başladım ve çok daha huzurlu oluyorum, ama içsel gürültüyü bastırmak hala zor.
Hayatımı Kendi Tarzımda Yaşamak: Düzey 1 Otizmle Yaşamak
Şimdi biraz da şunu düşünelim: Düzey 1 otizmdeki bir insan için, günlük yaşamda karşılaşılan engeller ve zorluklar neler olabilir? Aslında otizm spektrumunun daha hafif düzeyinde olanlar, sosyal etkileşimlerde rahatsızlık hissedebilirler. Birinin gözlerine bakmak, sohbetin temposunu takip etmek ya da aniden bir konuya atlamak gibi şeyler onlar için bazen yorucu olabilir. Ama bu, onların dış dünyaya dair algılarının dar olduğu anlamına gelmiyor. Sadece, o kadar çok farklı düşünce, o kadar çok olasılık var ki, bir noktada insan bir bocalama yaşıyor.
İzmir’de sürekli bu tür durumlarla karşılaşıyorum. “Niye burada herkes bu kadar samimi?” diyorum. Bir kafede garsona selam veriyorum, ama bir şey anlamıyorum. İç sesim birden devreye giriyor: “Niye bu kadar yakınlar? Selam derken göz kontağı kurmadık, acaba yanlış mı yaptım?” Bu tür düşünceler, bazen insanı boğabiliyor, fakat yine de hayatta olmanın güzelliklerini ve renklerini görmek mümkün.
Düzey 1 Otizmdeki Kişilerin Yaratıcılığı
Düzey 1 otizmle yaşayan insanlar bazen dünyayı farklı algılayabilirler, ama bu onların yaratıcı zekâlarını ve farklı bakış açılarını kaybettikleri anlamına gelmez. Örneğin, bir arkadaşım otizm spektrumunda olup bir gün bana “Beni sosyal medyadan paylaşabilirsin, ama lütfen düzgünce anlatma, çünkü bazen ne yapacağımı bilemiyorum,” dedi. Bunu o kadar tatlı ve dürüstçe söyledi ki, işte burada önemli bir nokta var: Sosyal etkileşimde zorlanabilirler, ama kendilerini ifade etme biçimleri her zaman samimi ve yaratıcıdır.
Yani, sonuçta… Herkesin hayatını yaşama tarzı farklıdır. Kimisi daha rahat sohbet eder, kimisi ise bir konu hakkında derinlemesine düşünmeyi tercih eder. Düzey 1 otizmde olan bir kişi de bazen benzer şekilde hayata yaklaşır. Kendini ifade etmede farklı yollar bulur, ama bu, onun “eksik” olduğu anlamına gelmez. Aslında, tam tersine, onun farklı düşünme biçimi bazen çok daha yaratıcı olabilir.
Sonuç: Hepimiz Farklıyız, Ve Bu Gayet Güzel
Sonuç olarak, Düzey 1 otizm nedir sorusunun yanıtı çok derin. Bu, sadece bir etiket değil, insanların dünyayı farklı algılama biçimlerinden bir tanesi. Hepimiz farklıyız, ama bu çeşitlilik hayatı daha ilginç ve daha zengin kılıyor. İnsanlar, bazen diğerlerinden farklı şekilde tepki verir veya farklı yollarla iletişim kurar, ancak bu farklılıklar hiç de korkulacak bir şey değil. Aksine, bu dünyayı çok daha renkli ve ilginç bir hale getiriyor.
Yani, kısaca… Bazen iç sesimizi dinlemek, sosyal ortamlarda biraz daha rahat olmak ve insanları olduğu gibi kabul etmek, hayatı biraz daha keyifli kılabilir. Hem kendimize hem de başkalarına olan bakış açımızı genişletmek, bizi daha özgür ve daha yaratıcı kılar.