Abdallık Geleneği Nedir? Günlük Hayatta Ne Anlama Gelir?
Eskişehir’deki kafelerde otururken bazen bir bakıyorum, insanlar birbirlerine gülümsüyor, espriler yapıyor, ama bir yandan da hayatta karşılaştıkları zorluklardan ya da belirsizliklerden konuşuyorlar. Peki, tüm bu sohbetlerin bir parçası olarak karşımıza çıkan “Abdallık” geleneği nedir? Hani bazen eski İstanbul’un ya da Anadolu’nun sokaklarında, hayatın zor taraflarını gülerek anlatan birini görürüz ya, işte bu gelenek aslında biraz da oradan geliyor. Abdallık, sadece bir yaşam tarzı değil, bir bakış açısıdır. Ama gelin, bu geleneğin kökenlerine, tarihine ve bugünkü anlamına birlikte bakalım.
Abdallık Geleneği: Eski Dönemlerin Yansıması
Abdallık geleneği, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinden başlayarak günümüze kadar süregelen, biraz da halk arasında “delikanlılık” diye tabir edebileceğimiz bir yaşam tarzıdır. Ama burada biraz yanlış anlaşılma olabilir; Abdallık bir “delilik” hali değil, daha çok hayatın zorluklarına karşı mizahi bir duruş sergilemektir. Hani bazen, çok zor bir durumdayken, karşınızdakine gülerken bile “Hiçbir şey bizi yıkamaz!” deriz ya, işte bu bir Abdallık ruhudur.
Abdallar, toplumda genellikle fakir ama mutlu, düşünceli ama eğlenceli insanlardır. Düşünsenize, sokakta yürürken rastladığınız bir Abdallık temsilcisi, elindeki ney veya darbuka ile aniden bir şarkı söylese, etrafındakileri gülümsetse ve zor zamanlarda bile insanları neşelendirse, işte bu kişiye “Abdal” deriz. Yani Abdallık, aslında insanın ruhundaki özgürlüğü ve yaşamın zorluklarına karşı esneklik göstermeyi simgeler.
Abdallık ve Toplumdaki Yeri
Abdallar, Osmanlı döneminde genellikle toplumdan dışlanmış gruplara mensup insanlardı. Hani bazen şu tür insanları düşünürüz: Toplumda kendi yerini bulamayan, ama her şeye rağmen huzuru ve mutluluğu arayan insanlar. Abdallık geleneğinde ise bu insanlar, her zaman mizahi bir şekilde hayatla dalga geçerler. Bunu yaparken de, hayatın zorluklarını kabullenirler ama pes etmezler. Onlar, aslında toplumun normlarına karşı çıkmak yerine, toplumun acımasızlıklarına karşı bir direniş sergilerler. İronik bir şekilde, sosyal baskıları ve yoksulluğu kabullenirken bile, mutlu olmaktan vazgeçmezler.
Abdallık Geleneği Bugün Ne Anlama Geliyor?
Günümüzde Abdallık, belki de bir yaşam felsefesi halini almış durumda. Eski zamanlarda bu geleneğin bir tür dışlanmışlıkla ilişkili olduğunu söyledik, ama günümüzde biraz daha farklı bir yer edindi. Hala gittiğiniz bir kafede ya da sokakta, başına sarık sarmış, elinde ney tutan birini gördüğünüzde, gözünüze garip gelebilir. Ama bu gelenek aslında bir bakıma, günümüzün hızlı tempolu ve strese dayalı yaşamına karşı bir karşı duruş gibidir. Bazen, sabah işe gitmek için evden çıkarken dahi kendime, “Bir Abdal gibi bakmalı, hayatı çok ciddiye almamalı” diyorum. O yüzden, insanlar Abdallık geleneğini sadece eski zamanların bir yansıması olarak görmemelidir; aslında hayatın içine sıkıştırılmış bir tür “özgürlük” çağrısıdır.
Bir Abdal Ne Yapar?
Abdallar, gündelik hayatta çok farklı roller üstlenirler. Bazen bir yerel kahvehanede, bazen bir pazarda, bazen de sokakta rastladığınız bu insanlar, hem eğlendirici hem de düşündürücüdür. Genelde halkın gözünde daha “düşük” bir sosyal sınıfa ait olsalar da, toplumun en değerli öğeleri arasında yer alırlar. Çünkü onlar, toplumsal normlara uymak yerine, kendi yollarını seçerler. Mesela Eskişehir’deki sokaklardan birinde yürürken, bir Abdal’ın “Hayat zor ama sen gül, yeter ki üzülme!” dediğini duyarsınız. Bu, ne kadar basit gibi görünse de aslında Abdallık felsefesinin bir özüdür.
Bir diğer özellikleri ise, bir Abdal’ın insanları eğlendirmekten asla vazgeçmemesidir. Hem bir felsefe sunar hem de bu felsefeyi mizah ile harmanlar. Hani bazen bir espri yapar, “Ne yapalım, hayat bu kadar işte!” deriz ya, Abdallar da tam olarak böyle düşünürler. Onlar, hem kendilerini hem de çevrelerini güldürerek, bu geleneği yaşatmaya devam ederler. Bu, onların kendi dünyasında hayatı ciddiye almadıkları, ama yine de yaşamak için bir yol buldukları anlamına gelir.
Abdallık Geleneği ve Günümüz Toplumunda Yeri
Bugün, Abdallık geleneği eskiye kıyasla daha az görünür olsa da, hala toplumsal hayatın içinde varlığını sürdürüyor. Gündelik yaşamın karmaşası içinde, belki de birçoğumuz, Abdallar gibi hayatı çok da ciddiye almamak gerektiğini unutur hale geldik. Yani, belki de bir gün Eskişehir’de bir parkta yürürken, karşıma çıkan bir Abdal bana “Sen de bir gül, bırak dünyayı!” diyecek ve içimden geçen kaygıları silip atacağım. Abdallık, aslında bu kadar basit, bu kadar derin bir gelenektir. Öyle ki, ona yaklaşan her insanın kalbinde bir parça huzur bırakır.
Sonuçta, Abdallık bir yaşam tarzıdır, ama bu yaşam tarzı bize çok şey anlatır. Sadece mizahi bir bakış açısı değil, aynı zamanda hayata karşı direncin, özgürlüğün ve mutluluğun da simgesidir. Bir Abdal olmak, sadece toplumsal normlardan bağımsız olmak değil, aynı zamanda ruhunu özgür tutabilmektir. Belki de bu yüzden, bu gelenek, zamanın ötesine geçerek, her dönemde yaşar.