Tahta Bir Bitki Midir? Farklı Yaklaşımlar ve Tartışmalar
Konya’nın kırsal atmosferinde yetişen ağaçlardan, şehirdeki parke zeminlere kadar hayatımızın bir parçası olan “tahta”, aslında ne kadar da çok düşündüren bir kavram. Tahta bir bitki midir? Bu soruyu hem bilimsel bir bakış açısıyla hem de insana dair duygusal bir yorumla ele almak istiyorum. Çünkü içimde sürekli bir tartışma var: Bir tarafım, “Evet, bu tamamen bir bitki!” derken, diğer tarafım, “Ama bu, yaşam döngüsünü bitiren, şekli değiştirilmiş bir şey; dolayısıyla bitki olamaz!” diye itiraz ediyor. Gelin, bu soruyu birlikte farklı açılardan inceleyelim.
İçimdeki Mühendis: “Hayır, Tahta Bitki Değildir!”
İlk başta analitik bir yaklaşım sergileyim, çünkü mühendislik bakış açısına göre olayları değerlendirirken çok net olmak gerek. Tahta, temelde odun ve lif yapısına sahip bir malzeme olup, çoğu zaman bitkisel bir kökenden gelmektedir. Ancak, tahta elde edildikten sonra bu malzeme doğal halinden farklı bir forma bürünür. Bitkilerin esas yaşam döngüsü, büyüme, fotosentez yapma, su ve besin maddesi alıp vererek hayatta kalma üzerinedir. Ama bir ağacın odunu, bu döngüden çıktıktan sonra, tamamen yaşam döngüsünü tamamlamış, dışsal bir malzeme haline gelir.
Bu noktada, tahta bitki olarak kabul edilemez çünkü canlılığını yitirmiş ve fiziksel olarak işlenmiş bir formdur. Yani, bir anlamda “bitki” olmak için belirli bir biyolojik sürecin devam etmesi gerekir. Oysa tahta, bu sürecin son bulduğu ve doğal halinden bir şekilde çıkarıldığı bir maddedir. Ağaç kesildiğinde, o ağaç bir bitki olarak varlığını sürdürmüyor; yalnızca insan kullanımına uygun bir malzeme haline geliyor.
İçimdeki mühendis bunu daha net bir şekilde açıklıyor: Tahta bir bitki değildir çünkü o artık canlı değil ve bitkilerin yaşam döngüsüne dahil olamaz. O, bir nevi biyolojik sistemin dışına çıkmış, insanın yeniden şekillendirdiği bir “ham madde”dir.
İçimdeki İnsan: “Ama Tahta, Bir Bitkinin Canlı Parçasıydı!”
Ama işte, her zaman içimdeki insani bakış açısını da hesaba katmak gerekiyor. Bir bitkinin, onun yaşamsal işlevini sürdüren bir parçası bir şekilde işlenmişse, bu hala bitki kökenli bir malzeme olarak kabul edilemez mi? Burada devreye giren şey, aslında tahta ile bitkinin bağlantısının nasıl hissettiğimizle ilgili olması.
Bir ağacı düşündüğümde, içimdeki insan tarafı, bu ağacın sadece odun kısmını değil, köklerinden yapraklarına kadar her parçasını canlı ve değerli olarak kabul etmek ister. Ağaç, evet kesildiğinde bitki dünyasıyla bağını kaybediyor ama bir bitkinin ürünü olduğu gerçeği ortada. Ağacın kendisi canlıyken, onun odunu da bir nevi o canlının “mirası” gibi. Bu noktada, bitkilerle olan ilişkimizde, sadece biyolojik süreçlerin ötesine geçip, sembolik bir anlam da yüklememiz gerekebilir. Öyle ya da böyle, her tahtanın içinde bir ağacın öyküsü vardır.
İçimdeki insan, tahta parçasının hala bir ağacın ürünü olduğu düşüncesiyle rahatlıyor. Yani bir ağacın kesilmesi, onun sadece fiziksel varlığını yok eder. Ama onun oluşturduğu tahta, hala bir yaşamın bir parçasıdır, değil mi? O nedenle tahta bir bitki diyemesek de, kesinlikle bitkisel bir kökenden geldiğini söyleyebilirim.
İçimdeki Mühendis Tekrar: “Peki, O Zaman Tahtanın Yaşam Süreci Ne Oluyor?”
Tabii ki, bu noktada içimdeki mühendis de devreye giriyor ve şöyle diyor: “Evet, evet, kabul ediyorum. Ama tahta, artık kendi başına bir yaşam sürecini takip etmiyor. Yani bitki sınıfına dahil olabilmesi için, bir şekilde canlılığını ve gelişimini sürdürmesi gerek.”
Hemen ekliyor: “Bir ağaç kesildiğinde, doğal süreç sona eriyor. Hani bir bitkinin fotosentez yaparak karbondioksiti emmesi, oksijen salması gibi işlevler… Bunlar bir kere duruyor. Tahta, sadece ‘geçmişten kalan’ bir şey olarak kalır. Eğer tahta bir bitki olsaydı, tekrar toprağa dökülüp, belki yeni bir ağaç olurdu, ama olmuyor.”
İçimdeki mühendis yine haklı. Tahta, bir bitki gibi yaşam fonksiyonları gerçekleştirme kapasitesine sahip değildir. O, sadece geçmişteki bir yaşam formunun sonucu olarak kalan bir madde, artık doğal döngüye katılmamaktadır.
Sonuç: Tahta Bir Bitki Midir?
Sonuçta, her iki bakış açısının da kendince haklı olduğu noktalar var. İçimdeki mühendis, bilimsel anlamda tahta bir bitki değildir, çünkü o, bitkinin canlılık sürecinin sona erdiği ve işlenmiş bir materyaldir. Ama içimdeki insan, tahta parçasının, bir zamanlar yaşamış bir ağacın ürünü olduğunu ve dolayısıyla onun da bir bitkinin bir parçası olduğu düşüncesini savunuyor.
Belki de tahta, bu dünyada bir nevi arada kalmış bir şey. Hem biyolojik bir geçmişi olan, hem de insan yapımı bir öğe olarak, farklı bakış açılarına göre değerlendirilebilecek bir malzeme. Sonuçta, bir tahta parçası belki de gerçek anlamda bitkisel yaşamın sonlanmış halidir, ama yine de bir zamanlar o yaşamın bir parçasıydı. Ve bu, bana göre, önemli bir ayrım.
Yani, bilimsel açıdan bakıldığında tahta bir bitki değildir. Ama duygusal anlamda, içimizdeki ağacın devamı olarak kalır.